Vatanım Sensin Albay Cevdet Mustafa Kemal Atatürk’ü Tanıyormuydu


Kanal ekranlarında yayınlanan vatanım sensin dizisinin üçüncü bölümünün fragmanında yunan binbaşı general vasiliye verilmesi için bir istihbarat raporu getiriyor albay cevdete 16 mayısta istanbuldan ayrılan bir vapur samsuna yanaşmış yolculardan birisi tehlikeli olarak mimlenmiş Anadolu direnişi için önemli bir rol oynayabilir diyor Mustafa Kemal selanikli tanıyor olabilirsiniz diye sorar Cevdet binbaşıya buna karşılık tanımıyorum alt devrelerden birisi olabilir diye cevaplıyor albay cevdet ardından hey Mustafa hiç değişmemişsin yolun açık olsun diye fragman bitiyor bu noktadan sonra değerli ziyaretçilerimizden Atatürk ve binbaşı cevdet veya albay cevdet Mustafa Kemal Atatürk ile arkadaşmıydı sorularının geleceğini tahmin ediyoruz daha önce açtığımız konulara gösterdiğiniz ilgiye medyapusulasi.com ailesi olarak teşekkür ederiz yakın tarihimize olan ilginiz bizleri çok mutlu etti.

vatanim-sensin-cevdet-kimdirGerçek tarihimizde İzmirin işgali sırasında yunan ordusunda türk subayı olmamıştır hatta cevdet binbaşı veya albay cevdet şeklinde kimsede yoktur tarihimizde ahmet cevdet paşa vardır lakin 1890 lı yıllarda vefat etmiştir. Doğal olarak Atatürk ve Albay Cevdetin tarih içerisinde tanışma ihtimali yoktur senaristlerimiz bir hikaye yansıtmış ve olmayan bir kişi üzerinden yakın tarihimize ışık tutuyor Dizimizin ana mantığından hareket edecek olursak Cevdet Binbaşı Mustafa Kemal Atatürk’ü tanıma süreci 1912 den önce olması gerekiyor zira o dönemde balkan savaşında cevdet binbaşı balkanlarda iken Mustafa Kemal trablusgarp’da savaşıyordu savaş devam ederken bolayıra atandı bu durumda selanikteyken tanıyor olabilir zira Balkan savaşlarından iki sene önce 1910 yılında selanik 3 tümen komutanıydı öncesinde 1909 yılında ise selanik subay talimgah komutanı görevinde bulunmuştu dizimize göre tanışma süreci bu sürelere denk geliyor Mustafa Kemal Atatürk’ün istanbuldan Samsuna gitme süreci ise şu şekilde gerçekleşmiştir.

Bu dönemde tüm Osmanlı topraklarında olduğu gibi Samsun’da da işgalciler ile Türk halkı arasında silahlı çatışmalara yaşanmaya başlamıştı. Bunun üzerine Arthur Calthorpe’ın imzasıyla İtilaf Devletleri, Osmanlı Hükûmeti’ne bir nota vermiş ve bölgedeki karışıklıkların giderilmesini istemiş aksi halde Mondros Ateşkes Anlaşması’nın 7. maddesinin gerekçe gösterilerek bölgenin işgal edileceğini beyan etmiştir  Dönemin Harbiye Nazırı Abuk Ahmet Paşa ile Sadrazam Damat Ferit Paşa karışıklıkların giderilmesi görevi için Mustafa Kemal’i uygun görmüş, kendisine bu görev Abuk Ahmet Paşa tarafından bildirilmiş ve görev Mustafa Kemal tarafından kabul edilmiştir. Mustafa Kemal bu görüşmeden sonra dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Kazım Paşa ile görüşmüş ve yetkilerini tartışmıştır. Kendisine 9. Ordu Müfettişliği verilmiş, görev yetkilerinin bulunduğu ferman imzalanmıştır. Ayrıca Mustafa Kemal bu fermanda bulunan bazı açıklamaları bizzat kendisi yazmıştır.Müfettişlik görev ve yetkilerinin yer aldığı fermanın görevleri içeren maddeleri kısaca şu şekildedir:

Bölgede düzenin kurulması, yerleştirilmesi ve olayların sebebinin araştırılması.
Bölgede varlığı söz edilen silah ve cephanelerin toplanarak Osmanlı depolarına yerleştirilerek korunması.
Bölgede yer aldığı iddia edilen Türk direniş topluluklarının dağıtılması.
Ayrıca fermanda Mustafa Kemal’in 3. ve 4. kolordular ile; Diyarbakır, Bitlis, Elazığ, Ankara ve Kastamonu illerinin kolordu komutanlarına doğrudan emir verebileceği yetki açıklamaları arasında yer almaktadır. Bu ferman ile 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal, Anadolu coğrafyasının tüm doğu kısmına emir verebilecek rütbeye erişmiştir.

Müfettişlik görevini kendisini İstanbul’dan uzaklaştırmak için verilmiş bir görev olarak düşünen Mustafa Kemal kaleme aldığı Nutuk adlı eserinin 1. bölümünde yer alan Benim Kararım adlı kısmında görevi kabul edişinin ardındaki düşüncelerini şu şekilde kaleme almıştır

“ Osmanlı ülkeleri bütün bütüne parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türkün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son sorun, bunun da paylaşılmasını sağlamak için uğraşılmaktan başka bir şey değildi. Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükûmet, bunların hepsi anlamını yitirmiş birtakım anlamsız sözlerdi.
Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ve ne gibi yardım istemek düşünülüyordu?

Öyleyse sağlam ve gerçek karar ne olabilirdi?

Baylar, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulus egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak.

İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur.


Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Nedim Soydan’ın anılarına dayandırılan Nutuk Öncesi Atatürk Konuşuyor adlı kitapta Mustafa Kemal’in yolculuk öncesi VI. Mehmed ile görüştüğü ve padişahın kendisine şunları söylediği yazmaktadır

“ Paşa, paşa! Şimdiye dek devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir, tarihe geçmiştir!.. Bunları unutun, asıl şimdi yapacağınız hizmet hepsinden daha önemli olabilir! Paşa, paşa… Devleti kurtarabilirsin!..

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 9 Kasım 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın

Vatanım Sensin Albay Cevdet Mustafa Kemal Atatürk’ü Tanıyormuydu (2 Yorum)

  1. Haydar çavuş dedem rumlar dedemi 9yerinden süngü ile yaralayıp oldu diye bırakmışlar izmirden kaçarken silah ateş almamış süngü ile öldürmek istemişler yaşadığı müddetçe yara yerleri agramis