Vatanım Sensin Kurtuluş Savaşı Albay Cevdet Paşa Gerçekte Varmıdır


Kanal d ekranlarında yayınlanan vatanım sensin dizisinde ilk iki bölümde yunanlı komutan albay cevdet olarak izmirin işgalinde yunan ordusunda yer alarak izleyenleri şok eden binbaşı cevdetin izmirin işgalinde casus olarak yunan ordusuna katıldığının ortaya çıkması ile derin bir nefes aldı zira izleyenler nasıl olurda yunan ordusunda bir türk subayı yer alır veya izmirin işgalinde yunanlılarla işbirliği yapan türk subayı olurmu sorusunu sormaya başlamıştı ama dizi ilerledikçe bunun gizli bir görev için yapıldığı ortaya çıktı gelin şimdi birazda tarihi gerçeklere bakarak senaristlerin oluşturduğu yunanlı komutan albay cevdet paşanın varlığını sorgulayalım.

vatanim-sensin-cevdet-kimdirKurtuluş savaşında veya izmirin işgalinde cevdet paşa veya yüzbaşı binbaşı albay tüm rütbeleri saysakta cevdet paşa adında biri yoktur o dönemde izmirde neler yaşandığını buradaki linkte anlatmıştık tarihte var olan cevdet paşa osmanlı devletinde ahmet cevdet paşa adında biri olmuştur lakin onun ölümüde 1895 yılında olmuştur 1919 izmir işgalindeki cevdet paşanın bu olmadığı ortaya çıkmaktadır. Kurtuluş savaşında izmirdeki silahların anadoluya aktarılma fikri teşkilat-ı mahsus tarafından tertiplenmiş olduğu tahmin edilmekle birlikte bu konuda yazılı bir belge yoktur bunun sebebide osmanlı devletinin mondros ateşkes anlaşmasını imzaladıktan sonra bu kurumun lağvedilmesi birlikte yöneticileri düşmanın eline geçmesin diye tüm evrakları yakmasından dolayıdır.

Senaristlerimizin yazdığı hikayeye göre balkan savaşı sırasında teşkilat-ı mahsus (günümüzde mit) gelecekte olanları tahmin ederek yunan ordusu içerisinde bir casus yerleştirip önceden hareketleri hakkında bilgi almak istemektedir zaten ilk bölümde yüzbaşı cevdeti nezaretten kurtaran kişi birisi sana eşref saati geldi diyerek seslenirse anlaki benim selamımdır diyerek tarihte teşkilat-ı mahsusun en önemli adamlarından kuşçubaşı eşrefe selam göndermişlerdir. Kuşçubaşı eşref . 1920 yılı boyunca kendi yetiştirdiği Çerkez Ethem’le beraber Kuva-yi Seyyare’de Yunan işgaline karşı savaştı. Özellikle Adapazarı civarındaki Kuva-yi Milliye’nin başarıları ona mal edildi.

İzmir işgalinde dizi karakterlerinden Miralay Tevfik paşanın tarihi gerçeklere göre baktığımızda ali nadir paşa olmalıdır zira yunan ordusu izmiri işgal ettiğinde osmanlı ordusunun kumandanı ali nadir paşadır ve istanbuldan gelen emirler gereği orduyu kışlaya çekmiştir ve çıkarmamıştır.

Türk ordusu tarafından 26 Ağustos 1922’de başlatılan Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı’nın son safhası idi. Kesin sonuç beş gün içinde elde edildi; 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara bir bildiri yayımlayarak “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” tarihi emrini verdi ve 2 Eylül’de Uşak’a girildi.[4] Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde kendisinin de haberdar olmadan Yunanistan Küçük Asya Ordusu’nun başkomutanlığına getirilmiş General Nikolaos Trikupis tutsak edildi.

Türk birlikleri, İzmir’e doğru hızla ilerledi. Yunan birlikleri ve Rum siviller Anadolu’dan çekildiler. 9 Eylül 1922 sabahı Ahmet Zeki Bey komutasındaki[5] 2. Süvari Fırkası, ardından Mürsel Paşa komutasındaki 1. Süvari Fırkası birlikleri İzmir şehrine girdi. Ardından 5. Süvari Kolordusu Komutanı Mirliva Fahrettin Paşa, komutasındaki birliklerle saat 10.00’da İzmir’e girdi.[6]

İkinci Tümen’in öncülüğünü yapmakla görevlendirilen Dördüncü Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafeddin Bey’in[7] komutasında yaya olarak en önde giden sekiz er, Bornova’dan Halkapınar’a ilerleyişi sırasında Punta’daki Tuzakoğlu fabrikasına yaklaştıkları sırada fabrika pencerelerinden ani bir ateşe uğramıştır.[8] Bu olayda 4 asker hayatını kaybetti ve hemen orada defnedildiler.[9] İzmir’in kurtuluşu sırasında can veren askerlerin isimleri şöyledir: Akşehirli Bekiroğlu Mehmet, Antalyalı Ömer oğlu Hakkı (Sarıarslan), Nevşehirli Ahmet oğlu Seyit Mehmet ve Nevşehirli Ahmet oğlu Ahmet [8]

Konak’a ulaşmayı başaran Şerafettin Bey, Hükümet Konağı önünde göğsüne isabet eden mermilerle yaralanmıştı[10] ancak Konağa girip balkona Türk bayrağını dikebildi.[7] Hükümet Konağı’na bayrağın dikilmesinin hemen ardından Yüzbaşı Zeki komutasındaki süvari birliği Hükümet Konağı’nın hemen sağında yere alan ve günümüze ulaşmayan Sarıkışla’ya, Üsteğmen Arif ve takım komutanı Celal Bey ile Yedeksubay Besim Efendi’nin de Kadifekale’ye bayrağı çekmesi ile İzmir’in işgalden kurtuluşu ilan edilmiş oldu.

Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir’e girildiğini Ankara’ya bildirdi. Belkahve’den tarihi günü izleyen başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Fevzi ve İsmet paşalar olduğu halde, 10 Eylül sabahı İzmir’e girdi ve Fahrettin Paşa ile buluşarak doğruca Hükümet Konağı’na gitti. Konağın balkonundan, başarıyı millete mal eden kısa bir konuşma yaptı.

Mustafa Kemal Paşa’nın ordulara 1 Eylül’de verdiği tarihi emirle başlayan ve, 18 Eylül 1922 tarihine kadar yapılan Takip Harekâtı ile bütün Batı Anadolu’daki Yunan askerleri Türk sınırları dışına çıkarılmıştır. Takip harekatının başarı ile sonuçlanması sayesinde İzmit bölgesinden İstanbul Boğazı’na, Balıkesir bölgesinden Çanakkale Boğazı’na kadar Türk ordusu için hayati önem taşıyan diğer stratejik hedefler de İtilaf Devletlerinin işgalinden, olaysız olarak ve barış yoluyla kurtarılmıştır.[11] Türk Ordusunun kazandığı bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması’na giden süreci başlatmış; Türkiye, Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndan sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayarak bağımsızlığını kazanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 3 Kasım 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın